New Page 1
|
|
Fotoğraf Albümümüzden
Seçmeler |
|
.JPG)
Enver Baytan | |
|
|
|
|
| |
Niçin Yapıyoruz?
Sultan Ahmet, Aziz Mahmud Hüdayi (hz)’ne sorar; “ üstadım bu
devletin devamı ve bekâsı ne ile kâimdir.
El cevap; Niçin İle…
Peki ne ile yıkılır?
El cevap; Nemelazımcılık ile…
Elbette bu sorunun doğru cevabı “insan olduğumuz” yani “doğuştan
sorumlu olduğumuz için”dir. Çünkü insan Allah’ın kendisine açtığı
sınırsız krediyi kullanarak dünyaya gelir ve bu yüzdendir ki
öncelikle borçludur. Borçlu olduğu Allah’a, borcunu ödeyip
kurtulması söz konusu olmadığına göre yapması gereken şey bellidir.
O’na teslim olup kul olmak…
İnsan yatmak için değil, yapmak için var edildi. Yaratılan her
insana bir yer tayin edildi. Bu yüzdendir ki yersiz insan yoktur.
Ancak yerini bilmeyen, yerini terk etmiş firari insan vardır. Çünkü
insan “atık” olarak yaratılmamıştır. Atık endüstriyel mamullerde
olur, insanlık âleminde olmaz. Unutmamalı ki insan kendi kendisini
atık ve cüruf haline getirebilir.
Özetle insan, var oluşunu ödediği ya da ödeyeceği bedele değil,
Allah’ın sınırsız cömertliğine ve güvenine borçludur.
Türkçe karşılığı “borç” olan deyim sözcüğü, din kelimesinin
türetildiği köktür. Din, var oluşunu yaratana borçlu olan insanın
borçlu olduğu kapıyla ilişkisini düzenleyen hayati bir müessesedir.
İnsan, borçluluğunun bilincine ne kadar varırsa, var oluşuna o kadar
âşina olur. Kendisiyle o kadar barışık, bilişik ve tanışık olur.
Tersi de geçerli, insanın borçluluk bilinci ne kadar zayıflarsa,
kendisine o kadar yabancılaşır. Kendisine yabancılaşan, sonunda
kendisiyle kavgalı hale gelir. Bu sürecin sonu, insanın kendisini
tanıyamaz hale gelmesi ve kendini kaybetmesidir.
Kendini kaybeden, neyi kazanabilir ki?
Var oluşunu Allah’a borçlu olan insanın borcunu ikrar etmesi iman,
borcunu inkâr etmesi küfürdür.
İşte dinin amacıda, insanı Allah’a her an muhtaç olduğunun bilincine
erdirmektir. Kendi kendine yetmediğini, Allah’sız yapamayacağını,
bunun “anlamsızlık” demeye geldiğini öğretmektir. Olanca büyüklüğüne
rağmen küçük, olanca akıllılığına rağmen aciz, olanca donanımına
rağmen yetersiz, olanca çokluğuna rağmen yalnız, olanca hırsına
rağmen ölümlü…
“Ahsen-i takvim” üzere, “en güzel surette” yaratıldığı, yani
kapasitesinin sınırlarına dayanabilecek liyakati taşıdığı kesin.
Yüceldiği zaman melekleri geçtiği ve geçeceği de…
Niçin Yapıyoruz?
Sultan Ahmet, Aziz Mahmud Hüdayi (hz)’ne sorar; “ üstadım bu
devletin devamı ve bekâsı ne ile kâimdir.
El cevap; Niçin İle…
Peki ne ile yıkılır?
El cevap; Nemelazımcılık ile…
Elbette bu sorunun doğru cevabı “insan olduğumuz” yani “doğuştan
sorumlu olduğumuz için”dir. Çünkü insan Allah’ın kendisine açtığı
sınırsız krediyi kullanarak dünyaya gelir ve bu yüzdendir ki
öncelikle borçludur. Borçlu olduğu Allah’a, borcunu ödeyip
kurtulması söz konusu olmadığına göre yapması gereken şey bellidir.
O’na teslim olup kul olmak…
İnsan yatmak için değil, yapmak için var edildi. Yaratılan her
insana bir yer tayin edildi. Bu yüzdendir ki yersiz insan yoktur.
Ancak yerini bilmeyen, yerini terk etmiş firari insan vardır. Çünkü
insan “atık” olarak yaratılmamıştır. Atık endüstriyel mamullerde
olur, insanlık âleminde olmaz. Unutmamalı ki insan kendi kendisini
atık ve cüruf haline getirebilir.
Özetle insan, var oluşunu ödediği ya da ödeyeceği bedele değil,
Allah’ın sınırsız cömertliğine ve güvenine borçludur.
Türkçe karşılığı “borç” olan deyim sözcüğü, din kelimesinin
türetildiği köktür. Din, var oluşunu yaratana borçlu olan insanın
borçlu olduğu kapıyla ilişkisini düzenleyen hayati bir müessesedir.
İnsan, borçluluğunun bilincine ne kadar varırsa, var oluşuna o kadar
âşina olur. Kendisiyle o kadar barışık, bilişik ve tanışık olur.
Tersi de geçerli, insanın borçluluk bilinci ne kadar zayıflarsa,
kendisine o kadar yabancılaşır. Kendisine yabancılaşan, sonunda
kendisiyle kavgalı hale gelir. Bu sürecin sonu, insanın kendisini
tanıyamaz hale gelmesi ve kendini kaybetmesidir.
Kendini kaybeden, neyi kazanabilir ki?
Var oluşunu Allah’a borçlu olan insanın borcunu ikrar etmesi iman,
borcunu inkâr etmesi küfürdür.
İşte dinin amacıda, insanı Allah’a her an muhtaç olduğunun bilincine
erdirmektir. Kendi kendine yetmediğini, Allah’sız yapamayacağını,
bunun “anlamsızlık” demeye geldiğini öğretmektir. Olanca büyüklüğüne
rağmen küçük, olanca akıllılığına rağmen aciz, olanca donanımına
rağmen yetersiz, olanca çokluğuna rağmen yalnız, olanca hırsına
rağmen ölümlü…
“Ahsen-i takvim” üzere, “en güzel surette” yaratıldığı, yani
kapasitesinin sınırlarına dayanabilecek liyakati taşıdığı kesin.
Yüceldiği zaman melekleri geçtiği ve geçeceği de…
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
 |
 |
Duyurular-İlanlar |
| |
Kurslarımız ve güncel konularla
ilgili duyurularımız |
 |
|
 |
 |
Mail Oku |
| |
Dernek Görevlilerinin Mail Girişi |
 |
|
 |
. |
Video |
| |
Derneğimiz ve
organizasyonlarımızla ilgili videolar |
 |
|
|
| |
 |
|
|
|
|
| |
|