b Ana sayfa a Z b Albüm Ana Sayfa a
:.: İHYADER İlim Hizmet Yardımlaşma ve Araştırma Derneği :.: .:: Sev! Sevil! Sevdir! ::.
 

 

 
New Page 1
  • Neden İHYA-DER?
  • Misyonumuz Vizyonumuz Hedefimiz
  • Kiminle Yapıyoruz
  • Ne Yapıyoruz Niçin Yapıyoruz
  • Gönüllü Hizmet Elemanı Politikamız
  • Biz Sevgi Okuluyuz
  • Yapılanma Biçimimiz
  • Duamız
  • Eğitim Öğretim Politikamız
  •  

    Yardım ve Bağışlarınız için Banka Hesap Numaralarımız:

    *Kuveyt Türk Katılım Bankası Çağlayan  Şubesi 789164-101
    *Yapı Kredi Bankası Yedpa Şubesi 1100885-3
     
     

    Fotoğraf Albümümüzden Seçmeler


    Enver Baytan

     
      Niçin Yapıyoruz?

    Sultan Ahmet, Aziz Mahmud Hüdayi (hz)’ne sorar; “ üstadım bu devletin devamı ve bekâsı ne ile kâimdir.
    El cevap; Niçin İle…
    Peki ne ile yıkılır?
    El cevap; Nemelazımcılık ile…
    Elbette bu sorunun doğru cevabı “insan olduğumuz” yani “doğuştan sorumlu olduğumuz için”dir. Çünkü insan Allah’ın kendisine açtığı sınırsız krediyi kullanarak dünyaya gelir ve bu yüzdendir ki öncelikle borçludur. Borçlu olduğu Allah’a, borcunu ödeyip kurtulması söz konusu olmadığına göre yapması gereken şey bellidir. O’na teslim olup kul olmak…
    İnsan yatmak için değil, yapmak için var edildi. Yaratılan her insana bir yer tayin edildi. Bu yüzdendir ki yersiz insan yoktur. Ancak yerini bilmeyen, yerini terk etmiş firari insan vardır. Çünkü insan “atık” olarak yaratılmamıştır. Atık endüstriyel mamullerde olur, insanlık âleminde olmaz. Unutmamalı ki insan kendi kendisini atık ve cüruf haline getirebilir.
    Özetle insan, var oluşunu ödediği ya da ödeyeceği bedele değil, Allah’ın sınırsız cömertliğine ve güvenine borçludur.
    Türkçe karşılığı “borç” olan deyim sözcüğü, din kelimesinin türetildiği köktür. Din, var oluşunu yaratana borçlu olan insanın borçlu olduğu kapıyla ilişkisini düzenleyen hayati bir müessesedir.
    İnsan, borçluluğunun bilincine ne kadar varırsa, var oluşuna o kadar âşina olur. Kendisiyle o kadar barışık, bilişik ve tanışık olur. Tersi de geçerli, insanın borçluluk bilinci ne kadar zayıflarsa, kendisine o kadar yabancılaşır. Kendisine yabancılaşan, sonunda kendisiyle kavgalı hale gelir. Bu sürecin sonu, insanın kendisini tanıyamaz hale gelmesi ve kendini kaybetmesidir.
    Kendini kaybeden, neyi kazanabilir ki?
    Var oluşunu Allah’a borçlu olan insanın borcunu ikrar etmesi iman, borcunu inkâr etmesi küfürdür.
    İşte dinin amacıda, insanı Allah’a her an muhtaç olduğunun bilincine erdirmektir. Kendi kendine yetmediğini, Allah’sız yapamayacağını, bunun “anlamsızlık” demeye geldiğini öğretmektir. Olanca büyüklüğüne rağmen küçük, olanca akıllılığına rağmen aciz, olanca donanımına rağmen yetersiz, olanca çokluğuna rağmen yalnız, olanca hırsına rağmen ölümlü…
    “Ahsen-i takvim” üzere, “en güzel surette” yaratıldığı, yani kapasitesinin sınırlarına dayanabilecek liyakati taşıdığı kesin. Yüceldiği zaman melekleri geçtiği ve geçeceği de…



    Niçin Yapıyoruz?

    Sultan Ahmet, Aziz Mahmud Hüdayi (hz)’ne sorar; “ üstadım bu devletin devamı ve bekâsı ne ile kâimdir.
    El cevap; Niçin İle…
    Peki ne ile yıkılır?
    El cevap; Nemelazımcılık ile…
    Elbette bu sorunun doğru cevabı “insan olduğumuz” yani “doğuştan sorumlu olduğumuz için”dir. Çünkü insan Allah’ın kendisine açtığı sınırsız krediyi kullanarak dünyaya gelir ve bu yüzdendir ki öncelikle borçludur. Borçlu olduğu Allah’a, borcunu ödeyip kurtulması söz konusu olmadığına göre yapması gereken şey bellidir. O’na teslim olup kul olmak…
    İnsan yatmak için değil, yapmak için var edildi. Yaratılan her insana bir yer tayin edildi. Bu yüzdendir ki yersiz insan yoktur. Ancak yerini bilmeyen, yerini terk etmiş firari insan vardır. Çünkü insan “atık” olarak yaratılmamıştır. Atık endüstriyel mamullerde olur, insanlık âleminde olmaz. Unutmamalı ki insan kendi kendisini atık ve cüruf haline getirebilir.
    Özetle insan, var oluşunu ödediği ya da ödeyeceği bedele değil, Allah’ın sınırsız cömertliğine ve güvenine borçludur.
    Türkçe karşılığı “borç” olan deyim sözcüğü, din kelimesinin türetildiği köktür. Din, var oluşunu yaratana borçlu olan insanın borçlu olduğu kapıyla ilişkisini düzenleyen hayati bir müessesedir.
    İnsan, borçluluğunun bilincine ne kadar varırsa, var oluşuna o kadar âşina olur. Kendisiyle o kadar barışık, bilişik ve tanışık olur. Tersi de geçerli, insanın borçluluk bilinci ne kadar zayıflarsa, kendisine o kadar yabancılaşır. Kendisine yabancılaşan, sonunda kendisiyle kavgalı hale gelir. Bu sürecin sonu, insanın kendisini tanıyamaz hale gelmesi ve kendini kaybetmesidir.
    Kendini kaybeden, neyi kazanabilir ki?
    Var oluşunu Allah’a borçlu olan insanın borcunu ikrar etmesi iman, borcunu inkâr etmesi küfürdür.
    İşte dinin amacıda, insanı Allah’a her an muhtaç olduğunun bilincine erdirmektir. Kendi kendine yetmediğini, Allah’sız yapamayacağını, bunun “anlamsızlık” demeye geldiğini öğretmektir. Olanca büyüklüğüne rağmen küçük, olanca akıllılığına rağmen aciz, olanca donanımına rağmen yetersiz, olanca çokluğuna rağmen yalnız, olanca hırsına rağmen ölümlü…
    “Ahsen-i takvim” üzere, “en güzel surette” yaratıldığı, yani kapasitesinin sınırlarına dayanabilecek liyakati taşıdığı kesin. Yüceldiği zaman melekleri geçtiği ve geçeceği de…



     
     
     
     
    Hakkımızda
      İHYA-DER’in oluşma ve gelişme hikâyesi
    İletişim Bilgileri
      Adres,telefon ve e-mail bilgilerimiz.
    Fotoğraf Galerisi
      Derneğimiz ve organizasyonlarımızla ilgili resimler
    Duyurular-İlanlar
      Kurslarımız ve güncel konularla ilgili duyurularımız
    Mail Oku
      Dernek Görevlilerinin Mail Girişi
    . Video
      Derneğimiz ve organizasyonlarımızla ilgili videolar
     
     
     
    ©  ihyader.net | ihyader.org | İHYA-DER İlim Hizmet Yardımlaşma ve Araştırma Derneği